Kategoriler
şehir

Bu Walking City (Yürüyen Şehir) Bir Başka!

walkingcity_universal

Başkalaşan yüzeyler, birleşme, dağılma, mutasyon ve daha birçok kavram bir videoda ilham verici bir şekilde nasıl bütünleştirilir? Projelerinde, ’60lardan Archigram’a referans verdiklerini söyleyen ekip, aslında onların düşüncelerini almış, evrimleştirmiş ve video şeklinde sunmuş. Her bir karesinde malzemelerin ve şekillerin birbirine bağlantılı bir patern ile nasıl dönüştüğünü gözlemleyebiliyoruz. Ayrıca bu dönüşümün göçebelik ile ilişkilendirilip sonsuz, sürekli ve doğayla da uyumlu şekilde süregelmesinin sunumu sizce de etkileyici değil mi? Universal Everything’in çalışmaları, bizi ekip olarak çok heyecanlandırdı ve oldukça ilham verdi! 

[video_embed][/video_embed]

Proje : Universal Everything
Yaratıcı yönetmen : Matt Pyke
Animasyon : Chris Perry
Ses : Simon Pyke

Kategoriler
atölye data şehir

Şehrİne Ses Ver Kentsel Tasarım Atölyesİ | İstanbul Çalışmaları Süreci

Şehirlerdeki potansiyelleri yakalamayı ve tasarlamayı, şehrin ana kullanıcıları ile birlikte profesyonellerin kentsel alanlara dokunmasını teşvik etmeyi, kaliteli ve kimlikli kentsel/kamusal alanların şehre kazandırdıklarına dikkat çekmeyi hedefleyen Şehrine Ses Ver Kentsel Tasarım Atölyelerinin ilki 1-10 Şubat tarihleri arasında SALT Galata ev sahipliğinde yapıldı. Şehrine Ses Ver Disiplinlerarası Üretim Platformu’nun ilk atölyesi, Eylül ayında Kadıköy’de infografik konusunda gerçekleşmişti. İkinci atölye de Platformun organizasyonunda, tasarimyarismalari.com, infografik.com.tr ve Sokak Bizim Derneği eşliğinde yapılıyor.

Katılımcı ve açık şehir stratejisi ile kurgulanan kentsel tasarım atölyeleri, şehirlere veya şehirlerin belli bölümlerine kullanım, bilgi ve ihtiyaç bazlarında mercek tutuyor, Geleceğin şehirleri üzerine tasarımlar geliştirerek kent ve teknoloji algısı, kentin sürdürülebilir vizyonu, dönüşüm ve yeni teknolojilerin kent yaşamına entegresi konusunda ortak paydaları oluşturuyor, Yoğun şehir dokusu içerisinde nitelikli, kaliteli, kimlikli 1:1 tasarımlar ile üretime katılarak, tasarımın kent içerisindeki rolünü, yerel zanaatlerin ve zanaatkarların tasarımcılar ile paylaşımını, genç profesyonellerin malzeme/mekan/ölçek algısını kurmayı ve bunu kamuoyu ile paylaşmayı önemsiyor.

Çalışma konuları; Kentsel Alan (Public Space), Kent Mobilyaları (Urban Furniture), Kent Bahçeleri (Urban Farms), Pavilyon (Urban Pavillion), Bilgi Tasarımı (Information Design), Infografik (Infographics) olan atölyede, disiplinlerarası beş grup, atölye yürütücüleri eşliğinde çalışmalarını sürdürüyor.

Disiplinlerarası çalışmaları, etkileşimli ve birbirini besleyici özellikte kurgulayan SSV|Platform’un yaptığı atölye duyurusuna 13 ekip başvurusu, 86 kişisel başvuru, toplam 125 tekil başvuru yapıldı. tüm başvurular titizlikle değerlendirilerek, 2 ekip ve 9 bireysel başvuru sahibi, çalışmalar için davet edildi. Katılımcılar, mimar, endüstri ürünleri tasarımcısı, kentsel tasarımcı, şehir ve bölge planlamacısı, peyzaj mimarı, toplumsal ve siyasal bilimci ve grafik tasarımcı alanlarından oluşuyor. 12 üniversiteden ve 7 bölümden gelen katılımcılarda, 3. ve 4. sınıf öğrencisi olması veya mezuniyetlerinin üzerinden en fazla 3 yıl geçmiş olması koşulu arandı.

İlk gün yapılan yuvarlak masa toplantısında proje hedefleri ve amaçları, katılımcılarla paylaşıldı. Çalışma konuları, proje vizyonunu kapsayacak şekilde aktarıldı. Kent ve yerleşim oluşumları, kamusal alan dinamikleri ve kamusal alan tanımı tartışmaları yapıldı. Kamusal alanın, sınırlı özel mülkiyet kullanımları dışında olan tüm alanları kapsadığının altı çizildi. Kentte nitelikli üretimlerin; alanı, kurgusu ve malzemeleri uygun tasarımlarla mümkün olabileceği ve bu şekilde oluşturulan kamusal alanların insanların hayat kalitesini arttırmakla beraber kent yaşantısını da her anlamda canlandırdığı tartışıldı. Etkin tasarımlara geçiş aşamasında, veri kullanımlarının infografikler yöntemi ile nasıl kurgulanabileceği, tüm proje anlatımlarının her bilgi düzeyinden insana ulaşabilmesinin önemi vurgulandı. Çeşitli ülke ve kamusal alanlardan kent mobilyaları tasarımları, kamusal alan mobilyalarındaki estetik, işlevsellik ve dayanıklılık kriterleri ile incelendi.

Tüm ekipler ilgilerini çeken konuları değerlendirerek onlara uygun alanlar seçimleri yaptılar. Alanlar ve konular üzerinden ayrıntılı tartışmalar ve çalışmalardan sonra, ekipler fikirlerini geliştirerek aralıklar ile tüm katılımcılar ve yürütücü ekibe projelerini sundular. İkinci haftasonu belirli bir kurguya ulaşan tasarımların kullanıcılar ile güçlü bağlantılar kurabilmesine yönelik olarak, kamusal alan tasarımlarındaki pazarlama senaryoları ve teknikleri peyzaj mimarı ve sanat yönetmeni Sena İzgi tarafından paylaşıldı. Kamusal alana yapılan tasarımlarda, kullanıcıları tasarımın bir parçası kabul ederek yapılan yaklaşımlar tüm katılımcılarla tartışıldı. Kullanıcıları, alan özelliklerini göz önüne alarak ışık, ses, malzeme etkileşimleri ile çeken tasarımların ana özellikleri projelerin kurgularına eklemlendi. Kamusal alan tasarımlarının geniş açılı vizyonu, tasarım kalitesi ve kurgusu ile ilişkisi ŞANALarc ortaklarından mimar ve kentsel tasarımcı Alexis Şanal tarafından ilham verici bir sunum ile aktarıldı. ‘Cömertliğe imkan veren kentsel tasarımlar’ proje örnekleri ile aktarılırken, büyük kamusal ölçekteki projelerin adım adım gerçekleştirilme pratiği yakın zamanda açılacak olan ŞişhanePark projesi üzerinden aktarıldı. Kamusal alanda yürünebilirlik ve erişilebilirlik gibi ana ihtiyaçlar katılımcılar ile tartışıldı. Beş ekip, projelerini yeniden gözden geçirerek veriler, ihtiyaçlar ve tasarımları doğrultusunda geliştirmeye devam etti.

Oldukça keyifli bir paylaşım ortamında süren çalışmalar, sunum ve paylaşım düzenlemeleri ile kamuoyuna duyurulacak. Mart ayında yapılması planlanan sunumlar ve tartışma forumu için lütfen takipte kalınız.

29_ikincihafta_sehrinesesver_kta (3)

Exactly grubunu oluşturan Ecem Hisar, Hazal Gülşan ve İrem Yeşil, Söğütlüçeşme’yi inceleyerek projelerini tasarladılar.

 Verilen konular atölyenin başvurularından itibaren hepimizin çok ilgisini çekti ve hepsini uygulamak istedik ancak ne yazık ki yalnızca iki haftamız olduğu için verilen alanlara bakıp gereksinimlerini çıkarttıktan sonra pavilyon ve kent mobilyaları konularını birleştirip, insanların da ilgilerini çekebilecek, eğlenceli ve uygulanması da aslında mümkün olan bir tasarım çıkartmaya çalıştık. Kadıköy’de Söğütlüçeşme Tren İstasyonu’nun çevresindeki park alanın ve tren raylarının altındaki tekinsizlik hissi veren alanı bekleme ve sosyalleşme alanı olarak tasarlayıp bu alanın  kullanımını ve verdiği hissiyatı değiştirmeyi amaçladık. Bunu da birbirine geçebilen küplerden yararlanarak yapmayı düşündük. Böylece bölgedeki halkın da pavilyonu istedikleri gibi tasarlamalarını sağlayacak esneklikte bir tasarım ortaya çıkarttık.

Bu süreçte Merve, Ertunç, Emrah, Arzu ve Erman her aşamada yanımızda olup zaman zaman yaptıkları sunumlar, zaman zaman da verdikleri bireysel tavsiyelerle projelerin tasarlanmasında oldukça yardımcı ve etkili oldular. Hepsine çok teşekkür ediyoruz ve en kısa zamanda yeni bir atölyede birlikte çalışmayı istiyoruz.

28_ikincihafta_sehrinesesver_kta (4)

Bostancıbaşı grubunu oluştıran Didem Aybaş, Hande Kalender ve  Melda Yanmaz, İstanbul’daki sürdürülebilir üretimi ‘Kent Bostanları’ çalışmalarında infografik olarak çalıştılar.

Bostancıbaşı grubu olarak biz, grafik tasarımcı, endüstri ürünleri tasarımcısı, permakültür tasarımcısı, mimar ve peyzaj mimarı olmamızın yanı sıra sürdürülebilirliği, doğayı ve sosyalleşmeyi seven üç farklı kişileriz. Bununla beraber gündemi takip eden ve ilgimizi çeken konular ile ilgili neler yapabileceğimize kafa yoran, konuşmakla kalmayarak bunları kağıda dökmeye çalışan insanlarız. Bu atölyenin başlama zamanı ile paralel olarak gündemde olan Antalyalı pazarcıların eylem yaparak kontak kapatması, ilgimizi çekti ve bununla ilgili bir çalışma yapmak istedik. Çalışma için bilgi toplarken meyve ve sebzelerin ne kadar uzaklıktan, ne şekilde geldiğini gördük ve bunların üretici, satıcı ve alıcı için negatif paydalarını gördük. Daha sonra kent içerisinde meyve sebze üretimi yapma fikri doğdu. Bunun ile beraber kent bahçeleri konusunu kent bostanlarına nasıl çeviririz diye düşündük. İnsanların daha fazla toprakla haşır neşir olmasını, kendi meyve sebzelerini mahallelerinde, evlerinin bahçelerinde ve balkonlarında, yetiştirebilmelerini sağlamayı amaçladık. Konu ile ilgili bilgileri harmanlayarak bir infografik hazırlıyoruz. Umarız bu herkes için uygulanabilir, yararlı ve keyifli olur.

29_ikincihafta_sehrinesesver_kta (19)

Pusula Grubunda, Kübra Cenk, Kübra Demirtuna, Zeynep Burcu Kaya, Süleymaniye Bölgesinin, Eminönü ve Beyazıd Meydanı’ndan keşfine yönelik bir proje geliştirdiler.

Pusula grubu olarak yaptığımız ilk konuşmalarda üçümüzü heyecanlandıran şeylerin birbirine ne kadar benzediğini keşfettik. İstanbul’a, gezmeye, yeni tatlara, her çeşit iyi tasarıma olan sevgimizden bahsederken konu kendiliğinden şekillendi. Çünkü ortaya çıkaracağımız ürün bunları içermeliydi. İstanbul’un hak ettiği değeri göremeyen köşelerini ortaya çıkarmalı, insanları yürümeye ve keşfetmeye teşvik etmeliydik.

Heyecanımıza kendimizi belki biraz fazla kaptırarak iki haftaya sığdırabileceğimizden çok daha fazlasını yapmak istedik: Bir rota çizip başlangıç ve bitiş noktalarına bilgilendirme panelleri ve oturma elemanları yerleştirerek meydanlar oluşturma, yol boyunca kendi ikonlarımızı içeren bilgilendirme levhaları yerleştirme, üzerine düştüğümüz sorunu tespit eden bir infografik, meydanlarda ücretsiz wifi’dan paylaşılacak bir akıllı telefon uygulaması…

Bu fikirlerin hiçbirinden vazgeçmek istemesek de adım adım ilerlemeye karar verdik. Rota çizimi ilk aşama elbette. Kullanacağımız fotoğrafların çekimi bu adıma dahil oldu. Rotanın her köşesine baktığımız koca bir gün geçirdik. İkinci haftasonu gelmeden önce göstereceğimiz noktalar hakkında bilgi topluyoruz. Bir an önce tasarıma başlamak istiyoruz, fotoğraflar üzerinde çok keyifli kolajlar hazırlayacağız. Umarız bizi heyecanlandıran tüm fikirleri bir gün sunumda değil, sokakta görürsünüz.

26_ikincihafta_sehrinesesver_kta (5)

Süpriz grubundan Hilal Kurt, Kıymet Uzun ve Selen Çatalyürekli, Üsküdar Meydanı ve kamusallığı inceleyerek Sürpriz Yansımalar başlıklı projelerini geliştirdiler.

Üsküdar Meydanı, son dört ay içinde, ‘Marmaray’ ulaşım sisteminin de eklenmesiyle; şehrin diğer yakasına pratik ulaşım sistemleri sunmaktadır. Ancak buna karşın, meydanın insan ve araç sirkülasyonu, oldukça kaotik bir haldedir. Kamusal alanın merkezinde bulunan fiziksel sınırlandırmalar ve yeni eklenen ulaşım sistemlerinin entegrasyonun plansız şekilde yapılması  vb. nedenler, bu kaotik duruma neden olmaktadır. Grubumuz, bu durumun görsel  temsilini, meydanın yaya geçiş noktasına konumlandırılan yerleştirmeyle, kentin ana kullanıcılarına alternatif bir yöntemle tekrar algılamasını sağlamayı hedeflemektedir.

Tasarımımızı konumlandırdığımız noktanın tespitinde; odak, kamusal alan kullanımı, istatistiki verilerin karşılaştırılması ve imaj analizi yöntemlerinden yararlanılmıştır.  Yerleştirmemizin oluşturulmasında ve konumlandırılmasında, şehrin çok benzer kaotik ve yapısal özelliklerine sahip Karaköy Meydanı’yla karşılıklı interaktif görüntü teması sağlanacaktır.

27_ikincihafta_sehrinesesver_kta (2)

Artı Bir grubundan Müge Güler, İrem İnce ve Hilal Burcu Kocaoğlu, Metrobüs deneyimini inceleyerek bir yönlendirme paketi üzerinde çalıştılar.

Çalışmamızda, İstanbul’u tanımladığımızda etkili bir deneyim olarak değerlendirebileceğimiz “Metrobüs” kavramını ele almak istedik. Bunun için İstanbul’un kaos ortamının kısa bir özeti olan metrobüs’ü ilk önce kullanıcıları ve yaşadığı sorunları ile gözlemledik. Özellikle, metrobüsü ulaşım aracı olarak sık kullanmayanların yaşadıkları şaşkınlıkları en alt seviyeye indirgemek ve bu süreçte yaşayacakları metrobüs deneyimini en bilinçli hale getirmek için bir yönlendirme paketi hazırlamaya karar verdik. Bu amaçla; metrobüs kullanıcıların yaşadığı en önemli sorunlardan biri olan bilgilendirme ve yönlendirme konularını ele alarak, kullanıcıların bilet alım aşamasından, metrobüsle varmak istedikleri noktaya kadar olan süreçlerini yönlendirme paketimizle tasarlamaya çalıştık. Bu süreçte, gözlem noktamız olarak en önemli aktarma noktalarından biri olan, metrobüsün otobüs ve metroyla bağlantısını sağlayan Mecidiyeköy aktarma noktasını ele aldık.  Yönlendirme paketi kapsamında olan, kullanıcının yalnız metrobüs kullanımı sırasında değil, metrobüsten indikten sonrada hızlı ve bilinçli bir şekilde aktarmak istedikleri noktaya, soru sormadan nasıl ulaşabileceklerini kurguladık. Bu amaçla, İstanbul’un en önemli ulaşım akslarından biri olan metrobüs hattının, kullanım aşamasında yaşanan yönlendirme ve bilgilendirme sorunlarını ele alarak, gereksinimlerini bir tasarım paketi olarak ortaya koymayı düşündük.

18_ikincihafta_sehrinesesver_kta

14_ikincihafta_sehrinesesver_kta (7)

22_ikincihafta_sehrinesesver_kta (16)

15_ikincihafta_sehrinesesver_kta (8)

Atölye Yürütücüleri

Merve Akdag Öner sehrinesesver kurucusu

İTÜ Mimarlık Bölümü mezunu, özel sektörde mimar olarak çalışıyor. Şehrine Ses Ver proje koordinasyonunu yapıyor.

Ertunç Öner tasarimyarismalari.com kurucusu

İTÜ  Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü mezunu, tasarımcı, MSGSÜ Bilgisayar Ortamında Sanat ve Tasarım yüksek lisansına devam ediyor.

Arzu Erturan sokakbizimci

MSGSÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü lisan ve yüksek lisans mezunu, aynı bölümde Araştırma Görevlisi olarak çalışıyor.

Erman Topgül sokakbizimci

AÜ DTCF Sosyoloji Bölümü mezunu, MSGSÜ’de Şehir ve Bölge Planlama Bölümünde yüksek lisans yapıyor.

Emrah Cengiz infografik.com.tr kurucusu

İTÜ Endüstri Ürünleri Tasarımı bölümü mezunu, dijital marketing sektöründe tasarımcı olarak 10. yılını doldurdu.

Katkıları için ilk atölye katılımcılarından Ayşe Ece Eyisoy’a, tüm konuklarımıza ve fikirlerini paylaşanlara teşekkür ederiz.

 

Kategoriler
gezi

“Biz Burada Yazın Gelen Turistleri Sevmeyiz”

Avrupa’daki altı mikrodevletten biri; Vatikan, Monako, ve San Marino’dan sonra yüzölçümü ile dördüncü sırada olan: Google’da arama yapmadan ismini zor yazacağımız için, bu yazıda “Lihtenştayn” diye bahsedeceğimiz mini mini bir ülke: Fürstentum Liechtenstein.

6_Liechtenstein_Kaynak zakharoffart.ru
Liechtenstein_Kaynak zakharoffart.ru
1_AlabildigineLihtenstayn_UgurCeylan
Göz alabildiğine Lihtenstayn (Fotoğraf: UgurCeylan)

Futbolla arası iyi olanlar belki Avrupa liglerinden ismini duymuştur bu minik ülkenin. Futbol takımında yer alan isimlerin esas mesleklerinin postacılık, kasaplık, marangozluk olduğu efsanesi dilden dile dolaşır.

Biz ise, üç arkadaş olarak arabayla 10 günde 4800 kilometre yaptığımız bir turda tanışma fırsatı bulduk Lihtenştayn ile. Rotamızdaki dokuz ülke arasında en merak ettiğimiz yer burası idi, ilk defa bu kadar küçük bir ülkeye ayak basacaktık.

Gezi rotamızda yalnızca gidilecek ülkeler ve uğramak istediğimiz birkaç spesifik nokta belliydi, bunlar dışında ne otel rezervasyonu yapmıştık ne de görülecek yerler listesi. Viyana’dan arabayı kiralayıp Mauthausen toplama kampını ve Linz’i gezdiğimiz ilk günün akşamında, aklımızda Lihtenştayn’da bir hostelde kalmak vardı. Karanlık dağların arasında ilerleyerek ülkeye vardığımızda, Avusturya plakalı bir araçta olmamızın da etkisi ile bir kafa selamı ile sınırdan geçtik. Benim için sonrası karanlık, derin bir uykuya dalmışım…

Uyandığımda Lihtenştayn’ın bomboş sokaklarında 140 km. hızla yol alıyorduk. Direksiyondaki arkadaşımın neden sinirlendiğini duyunca inanamadım: Yaz mevsiminde olduğumuz için açık otel, hostel veya pansiyon yokmuş, son iki saattir sormadık yer, çalmadık kapı bırakmamışız ama yalnızca kayak sezonunda hizmet veriyorlarmış. Durum komik olmakla beraber, gezimizin ilk gününde kafamızı yastığa koyamama ihtimali bizi biraz üzmüştü. Sokakta yol soracak insan da olmadığı için, birtakım tabelaları takip ederek 5 yıldızlı bir otelin kapısına vardık. Kişi başı 600 Euro nereden baksak bizim 10 günlük otel bütçemizin iki-üç katıydı. Ama neyse ki insaflı resepsiyonist bize “açık olabilecek” bir hostelin adresini verdi. Saat 03.00’ı geçmişti…

4_VaduzKalesiOzelMulkturGirilmez_Pinar
Vaduz Kalesi Özel Mülktür Girilmez (Fotoğraf: Pınar Koyuncu)

Gezimiz boyunca hiç yanılmayacak olan navigasyonumuz bizi arabanın boyunu aşan yükseklikte ot bitmiş toprak bir yola sokunca, resepsiyonistin insafından şüphelenmedik değil… Yine de bu yolu takip ettik; ancak yol ormanın dibindeki bir uçurumun kenarında son buldu! Bu noktada artık direksiyon değişimi yapıldığı sırada, ayı saldırısı korkusu ile bir arkadaş sakat ayağı ile inanılmaz bir hızla arabanın etrafından koşarken, diğer arkadaş da arabadan inmeden yan koltuğa atlama yöntemine başvurdu. Saat 5:00’ı bulmuştu, yol üstünde son gördüğümüz otelde de “ 1 saat sonra gelin o zaman açıyoruz,” diyen yaşlı amca bizim için son nokta oldu. Gecemiz, Avusturya’ya dönerek sınıra en yakın benzin istasyonu tesisinin otoparkında, arabada uyuyarak son buldu.

Gezimizin ikinci gününde gözlerimizi temiz dağ havası ile açtığımızda muhteşem manzarayı görebildik. Hava ışıl ışıldı, benzin istasyonunun yanındaki şık tesisteki güzel kahvaltı ve kahvenin ardından Lihtenştayn’a ikinci kez girmeye hazırdık!

Sınır polisleri bu kez arabamızı durdurup pasaportlarımızı istedi. Avusturya plakalı bir araçtaki bir Türk, bir Macar ve bir Amerikan pasaportuna sahip üç Türkiye vatandaşı olarak, pasaportları memura uzatırken arkadaşım “Gece ülkenizi birbirine kattık haberiniz yok,” diyordu, Türkçe konuşarak tabii.

3_VaduzKalesi_UgurCeylan
Vaduz Kalesi (Fotoğraf: Ugur Ceylan)
2_LihtenstaynAvusturyaSiniri_KaynakPanoramio
Lihtenstayn Avusturya Sınırı_Kaynak Panoramio

Yol planımıza göre Lihtenştayn’ı görüp, fazla vakit kaybetmeden İsviçre’ye geçecektik.  160 kilometrekarelik ülkede baştan başa ilerlerken, farkında olmadan birkaç şehir geçmişiz. Derken, ülkenin başkenti Vaduz’daki bildiğimiz en ünlü yer olan Vaduz Kalesi’ne ulaştık. Bu noktada ikinci kez hevesimiz kursağımızda kaldı: Girişteki tabelada “private” (özel mülk) yazıyordu. İnanmak istemeyerek güvenlikçiye sorunca öğrendik. Kalede prens yaşıyormuş… Tek çaremiz şatonun önünde fotoğraf çektirerek, kıvrıla kıvrıla Alpler’e tırmanan yolu takip etmek oldu. Bir süre sonra İsviçre’ye geçip geçmediğimizi, geçiş anını nasıl kaçırdığımızı tartışmaya başlamıştık. Dağ yolunda galiba sınır kapısı yoktu…

5_RenVadisiveAlpler_Pinar
Ren Vadisi ve Alpler (Fotoğraf: Pınar Koyuncu)
GozAlabildigineLihtenstayn_UgurCeylan
Göz Alabildiğine Lihtenstayn (Fotoğraf: Ugur Ceylan)

Kısa süre ayırdığımız için biz Lihtenştayn’ın sadece havasını koklayabildik, ama bir dahaki sefere mutlaka kayak sezonunda yolumuzu buraya düşürmeye karar verdik. Havalimanına sahip olmadığı için, en kolay ulaşım İsviçre’nin Zürih kentinden sağlanabilen ülkenin görülecek yerleri arasında Kunst Sanat Müzesi ve Vaduz Katedrali yer alıyor ve Alp mimarlığının tipik örneklerini barındırıyor.


[one_half] [align type=”left”]pinar_koyuncu[/align] Yazan Pınar Koyuncu:

İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü Mezunu