Kategoriler
atölye kent

YAVAŞLA VE KEŞFET KENT ATÖLYELERİ, İLK DEĞERLENDİRME HAFTASI | BEŞİKTAŞ

Yavaşla ve Keşfet” Kent Atölyelerimizin çalışmalarına, 8 Kasım Cumartesi günü, Beşiktaş ve Üsküdar ‘keşif’ ekipleri ile başladık. Hızla akan hayatlarımızda yavaşlayıp yaşadığımız alanlara daha dikkatli gözlerle baktığımız atölyemizde, çekirdek olarak 3er kişilik toplam 10 ekip çalışma yapıyor. Tanışma toplantısı ve Üsküdar bilgilerini ilgili sayfamızdan inceleyebilirsiniz.

Tanışma toplantısı ile başlayan atölye çalışmamızın ikinci gününde, Üsküdar ve Beşiktaş’ta ayrı zaman dilimlerinde buluştuk. Beşiktaş turumuz, Deniz Müzesi önünde ekiplerin toplanmasıyla başladı. Akaretler’de başlayan yürüyüşümüze, Beşiktaş Çarşısı’nda ekiplerin serbest çalışmasıyla devam ettik. Hızın ve popülasyonun fazla olduğu bu bölgede yapılan çalışmalarımızda yavaşlatan, yavaşlamayı engelleyen ve çarşı etrafında kullanımı düşündürten yorumlar geliştirildi. Ekiplerin tekrardan toplanmasından sonra ara sokaklardan Tuzcubaba Camii ve çevresine keşif yürüyüşlerimiz devam etti. Beşiktaş merkezinin kalabalık ve hızlı akışından sonra yerleşim bölgelerindeki sakinliğin eşlik ettiği yürüyüş, sokaklardaki yokuşlarla daha da yavaşladı. Yerleşim bölgesinde göze çarpan ve başımızı yukarı kaldırmamız gerektiğini de hatırlatan eski binalar ile yeninin kesiştiği bölgelerde, ekipler sokakları, insanları ve semt kedilerini fotoğrafladı. Abbasağa Parkı’ında verilen küçük moladan sonra Vişnezade bölgesine geçti. Kısa bir serbest çalışmadan sonra Sinanpaşa Camii avlusunda toplandık. Ekiplerle yapmış olduğumuz gezilerden sonra günü özetleyen çalışma olarak bilişsel haritalamalar -cognitive map- yaptık. Her ekip kendi bilişsel haritasını oluşturdu ve ardından diğer ekiplerin haritalarına bakarak “bizim keşfetmediğimiz neler keşfedildi?” sorusu üzerinden konuşmalar gerçekleşti.

Atölyenin ikinci cumartesi günü, Beşiktaş ekipleri ile ETMK (Endüstriyel Tasarımcılar Meslek Kuruluşu) toplantı salonunda buluşarak tüm keşif öğelerini birlikte değerlendirdik. Her ekip kendi keşiflerini paylaştı. Ekiplerle birlikte mekanların güncel kullanımlarını yeniden düşündük; mahalle dönüşümlerini tartıştık; mimarlık ve tüketim üzerinden oluşmuş kavramları yeniden değerlendirdik.

BEŞİKTAŞ KEŞİFLERİ

KEŞMEKEŞFET EKİBİ; Melda Zeren, Elif Özyürek.

Ekip, Beşiktaş’ta geçişleri, engelleri ve bağlantıları sorguluyor. Sokak isimlerinin hikayelerini ele alıyor. 

Tarihi Öğeler

  • Akaretler
  • Ertuğrul Tekke Camii ve Türbesi
  • Tuzcu baba Camii
  • Tarihi Simit ve Sokağı

İhtiyaç Öğeleri

  • Yeşil Alan ve Toprak
  • Araç, Motor Alanı
  • Gelip Geçenlerin Duraksaması
  • Toplu Duyuru Alanı
  • Çocuk Alanı

ÇIKARIMLAR

Yavaşla ve Keşfet atölyesi dahilinde Beşiktaş’a her zamankinden farklı şeyler görmeye geldik. Beşiktaş’ın daha önceleri gözümüzden kaçan tarihi zenginliğini, kültürel çeşitliliğini fark ettik. İnsanların kullanım alanlarını, alışkanlıklarını sorguladık. Kısacası bu keşifte Beşiktaşlı gibi hissetmeye çalıştık.

SORULAR

  • Abbasağa Parkı canlandırılabilir mi? Alışkanlıklar değişebilir ve açık alanlara rağbet artabilir mi?
  • Beşiktaş Köyiçi dışında daha iç ve yukarı bölgelerine insanlar çekilebilir mi?
  • Tarihi yapılar, sokak aralarında kalmış yapılar işlevlendirilip yeniden kullanıma açılabilir mi?
  • Gelip geçenlerin veya Beşiktaşlı’nın sokak isimlerinin tarihçesi hakkında bir fikri var mı, öğrenmeye merakları var mı?

 

BİLİNMEYEN EKİBİ; İbrahim Özvarış, Derya Yaman, Seda Altan

Ekip, sokak ve cephe dokularını sorgularken tarihi yapılar ve “yeşil”in işlevsizleştirilmesine dikkat çekiyor.

Tarihi Öğeler

  • Tuzcu baba camii
  • Balık pazarı
  • Tarihi çeşmeler
  • İşlevsiz harabe yapılar
  • Ertuğrul Tekke Camii

Yaşam Öğeleri

  • Abbasağa Parkı
  • Çarşı
  • Vapur İskelesi ve otobüs terminali
  • Balık pazarı
  • İnönü Stadı

İhtiyaç Öğeleri

  • Manavlar
  • Cafe-restoranlar
  • İskele ve otobüs terminali
  • Yeşil alanlar – park

DEĞERLENDİRME

Beşiktaş insanların gündüz ve gece yoğun olarak kullandığı transfer, kültür-sanat ve eğlence merkezidir. Bunun yanı sıra konutların da yaygın olduğu bir yerleşmedir. Farklı dönemlere ait farklı yapı tipolojilerini barındırmaktadır. Topografyası organik sokak dokusunun oluşmasını sağlamış, sosyal ilişkilerin yansımasını sokaklar üzerinden okumamızı kolaylaştırmıştır.

Deniz kenarında bulunmasına rağmen bu özel konumunu yeteri kadar kullanamamaktadır. Çarşı içerindeki yoğun nüfus ve ticari faaliyetlerin mekanı hor kullanması yeşil alanların hapsolmasına ve nefes alma alanlarının azalmasına neden olmuştur.

Beşiktaş içerisinde keşfedilmeyi bekleyen potansiyellerinin kullanılarak (sahip olduğu çeşitlilik nedeniyle algılanması zor olan) semt içerisinde yavaşlama alanları belirlenmesi kentsel ritmi de büyük ölçüde etkileyip, mekanın algılanmasını kolaylaştıracaktır.

SORULAR

1 – Merkezdek tarihi yapılar tekrar işlevlendirilebilir mi? Kamuya açık yavaşlama odakları haline getirilebilir mi?

2 – Çarşı ve çevresindeki sokaklar arasında keskin bir insan yoğunluğu ve hareketliliği farkı var mı? Bu keskin geçiş nasıl yumuşatılabilir?

3 – Semt su kenarında olmasına rağmen su ile ilişkisi kopuk durumdadır. Su ögesi insanları yavaşlatmak için kullanılabilir mi?

4- Köyiçi ile Vişnezade arasındaki mekansal ve sosyal kopukluk nasıl giderilebilir?

 

GETBACK EKİBİ; Cansev Rakipsiz, Gubse Küreş, Elif Tezel

Ekip, ihtiyaç farklılıklarını çeşitli canlıların ve bölgelerin özelinde değerlendiriyorlar.

Tarihi Öğeler

  • Balık Pazarı
  • Tuzcu baba Camii
  • Akaretler
  • Deniz Müzesi
  • Ertuğrul Tekke Camii

Yaşam Öğeleri

  • Sinan Paşa Camii önü
  • Abbasağa Parkı
  • Meydan
  • Meyhaneler Caddesi
  • İskeleler

İhriyaç Öğeleri

  • Kahvaltıcılar
  • Pasajlar
  • İskele
  • Balık Pazarı
  • Otobüs Durakları

Beşiktaş kendi içerisinde hem yaşayanlar hem de kullananlar açısından değerlendirildiğinde dinamik bir mekan olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu algının ortaya çıkmasının nedeni başta konumu olmak üzere atölye kapsamında tespit edilen tarih, yaşam ve ihtiyaç öğelerinin hepsini bir arada barındırmasıdır. Birçok kişi için kentin odak noktası ve transfer merkezi olarak değerlendirilebilir. Sahip olduğu bu düzensizliğin nedeni farklı kullanımlara açık olmasından da gelmektedir.
Farklı öğelerin bir biri üzerine birikmesiyle gelen bu oluşum aslında bir noktada insanları yavaşlatıp bazen hızlandırmaktadır.
Karşılaşma mekanları olarak düşünülen alanlar kentte dinamizmin çok yüksek olduğu noktalar olarak düşünülse de aslında bu kalabalık insanı yavaşlatır mı?
İnsanların birçok odak öğesini bir mekanda kullanmak istemesinden gelen hızlılık aslında bir noktada insanları yavaşlatır mı?
Kenti algılamak için kullandığımız yavaş ve hızlı kavramları semtlerin özelliğine göre birbirlerine entegre olarak mı çalışır?
Semtin sahip olduğu bu karma kullanım mekanda kaousu dengeler mi yoksa belirli bir kapasiteye ulaştıktan sonra mekanı uçuruma mı sürükler?
Semtin sahip olduğu kapasite bu yükü daha ne kadar kaldırabilir?
Verilen sorular fotoğlarla bağlantılı olarak kurgulamıştır. Bunun yanı sıra bu sorular: gece gündüz kullanımının güvenliği, kullanıcı profilleri, sokak hayvanlarının kente etkileri, yeşil alanların semte yeterliliği ve mevcut yeşilin bu sorguda hangi noktada olduğu… değerlendirebileceğimiz diğer kavramlar olarak ele alınabilir.

Semtin iki yakasındaki sosyal yapı farklarının fiziksel mekana aktarılması olarak tespit edilen fotoğrafta Beşiktaş Köyiçi bölgesinde yaşayanlar sokaklarda oturup birbirleriyle konuşurken Yıldız tarafında insanlar daha içe kapanık halde yaşamaktadır.

şehrne ses ver yavaşla ve keşfet

Beşiktaşın kaotizmini sadece meydan ve yaşayan alanlarında değil bina cephelerindede görmek mümkündür. Semtin dinamik yaşantısı sadece tek bir formda kalmayıp kentin diğer öğeleriyle özellikle bu fotoğrafta görüldüğü gibi konut tipolojisiyle iç içe geçerek kaos, denge ve düzeni bize her alanda gösterir.

şehrne ses ver yavaşla ve keşfet

Beşiktaş her ne kadar gelip geçilen bir mekanda olsa yaşayan için öyle bir yer değildir. Bu fotoğrafta bizim en çok dikkat ettiğimiz şey kişinin evinin güzelliğiyle yetinmeyip sokak içinde bir şeyler yapmaya çalışmış olmasıdır. Ekip olarak bu tür karelerle Beşiktaşta sıkça karşılaşıp dikkatimizi çeken özelliklerden biridir.

şehrne ses ver yavaşla ve keşfet

Semt sakinlerinin mekana yansıması olarak görülen ve yüzlerde tebessüm uyandıran bir fotoğraf olduğunu düşünüyoruz.Çünkü semtler her ne kadar insanlarında olsa yaşayan canlılar içinde hayatlarını devam ettirdikleri bir alandır.

TİRE EKİBİ; Büşra Yiğit, Şizen Türkal, Yeşim Çınar

Ekip, eski ve yeninin var olma savaşını inceliyorlar.

KAŞİFLER EKİBİ; Tuğçe Ungan, Ece Doğan

Ekip, yaşamın, yıkım ve dönüşümü Beşiktaş üzerinden inceliyor.

 Tarihi Öğeler

  • Eski AKEV Tütün Deposu
  • Sinan Paşa Camii
  • Tuzcu Baba Camii
  • Yenilik Sokak Evleri
  • Ermeni Okulu

Yaşam Öğeleri

  • Peri Çıkmazı Sokak
  • Kahvaltıcılar Sokağı
  • Çatısında mini bir seraya sahip olan yapı
  • Kartal heykeli çevresi
  • Balık pazarı

İhtiyaç Öğeleri

  • Kıyı şeridinde aktif sosyal alanlar
  • Yeşil yaşanabilir ve kullanılabilir alan
  • Sosyal duraklama ve dinlenme noktaları
  • Yeraltı otoparkı
  • Araçlar tarafından istila edilmemiş sirkülasyon alanları
  • Yeni odak noktaları

Beşiktaş, İstanbul genelinde gerek kıyı şeridindeki konumu gerekse önemli şehir aksları ile olan yakın ilişkisi nedeniyle son derece önemli bir jeopolitik konuma sahiptir. Bu nedenle merkezinde kaotik bir ortam var, bu kaotizm ticari ve sosyal akslarda devam ederek dinamizmi oluşturmakta. Konut akslarında ise(Akaretler, Yıldız, Ihlamur) bir mahalle dokusu hissediliyor. Mahalle dokusu ahşap cumbalı evler ve 50’ler apartmanlarıyla destekleniyor. Fakat yıldız mahallesinde Köyiçi’nden farklı olarak siteleşmenin olduğunu gözlemledik. Tipoloji farklılığı ve Barbaros Bulvarı nedeniyle Beşiktaş’ın bu iki bölgesinde sosyal bir kopukluk görülüyor. Bölgeye ait diğer bir önemli gözlem ise bölgeye ait topografyanın son derece eğimli oluşu ve bu eğimin yavaşlatıcı bir etkisinin olması. Eğim ögesi sirkülasyon akslarında yavaşlatıcı olmakla beraber yapılaşmayı da oldukça etkilemiş ve Beşiktaş’ın karakteristik özelliklerinden birini oluşturmuş.Birçok yavaşlatıcı ve duraklatıcı öge bulunmasına rağmen insanlar, topluluğun sirkülasyonuna kapılıp bu ögeleri fark edemediğini gözlemledik. Cafe, restaurant, pasaj.. gibi uzun süreli duraklama mekanlarında ise insanlar yavaşlamışlardır fakat yavaşlansa bile keşife başlanmadığını gördük. Kendimize bu sorunlara çözümü destekleyecek sorular sorduk;

  • Beşiktaş ziyaretçileri, Beşiktaş’ta ikamet eden veya esnafın gördüğü Beşiktaş arasındaki farklar nedir?
  • Yaya akışlarının Beşiktaş içerisindeki yoğunluk dağılımı nedir? İnsanlar Beşiktaş’ta daha çok hangi yolları kullanmaktadır ve bunun nedeni nedir? (vitrinleri izleme, sakinlik, güvenlik gibi, alışveriş, dinlenme..)
  • Buluşma ve toplanma mekanları olarak hangi bölge tercih edilmektedir ve bunları sağlamak için nasıl bir yol izlenmelidir?
  • Beşiktaş’ta bulunan harabe yapılar ne türden yeni kullanımlar ile hayata kazandırılmalıdır?
  • Beşiktaş merkezi ile rıhtım bağlantısı sosyal ve fiziksel olarak nasıl sağlanabilir?

 

Geç Kalanlar Ekibi; Semih Dilekçi, Elif Sinem İnan, Melike Erkan

Ekip, Beşiktaş’ın güncel kullanımını sorgulamaktadır.

Hayvan Barınma Alanları / Köpek Parkı Eksikliği: İnsanlar sahiplendiği hayvanlarla özgür bir şekilde vakit geçirememekte. Bu sorun yeşil alan eksikliğini de beraberinde getirmekte. Diğer sokak hayvanları için de yaşam alanı darlığı mevcut.

şehrine ses ver yavaşla ve keşfet

Oyun Alanı Eksikliği: Beşiktaş bir sahil semti olmasına rağmen insanların doğa ile bütünleşebileceği, çocuk ve gençlerin vakit geçirebileceği alanların eksikliği söz konusu.

şehrine ses ver yavaşla ve keşfet

Aidiyet: Eskiye dair bir imge arayışı ve o parça ile bir arada bulunduğunu gösteren bir hatıra.

şehrine ses ve yavaşla ve keşfet

Sahiplenme: Konum ve çevredeki duyarsızlıktan dolayı görülen ama önemsenmeyen heykel.

şehrine ses ver yavaşla ve keşfet

Geniş kaldırımlı caddelerin restoranların işgali sonucu yayaların yoldan yürümesi ve bu durumun doğal karşılanması.

şehrine ses ver yavaşla ve keşfet

“Çöp atmayınız” tabelası ve atılan çöpler ile mekanın sahiplenilmemesi ve insanlar arası iletişim bozukluğu.

şehrine ses ver yavaşla ve keşfet

Doğa ile iç içe; bu fotoğrafta eski bir binanın üzerinde oluşan sarmaşıkları görüyoruz. Kendiliğinden ortaya çıkmış doğal güzellik unsuru, beton bir yapıda yaşamakta ve insanları rahatsız etmemekte.

şehrine ses ver yavaşla ve keşfet

Ekipler çalışmalarına Beşiktaş merkezinde yapacakları kaynak arayışı ve etkileşimlerle devam edecekler. Sosyal medyadan #yavaşlavekeşfet #şehrinesesver ile takip edip ekiplere katkı verebilirsiniz.

Kategoriler
gezi şehir

TOPLUMU VE DOĞAYI İLMEK İLMEK DOKUMUŞ BİR KENT; BURSA

bursa_sehrinesesver (7)

Katman katman, oylum oylum bir kent, Bursa. Bir imparatorluğu var etmiş, nefes vermiş. Sevgiyle, saygıyla ve hoşgörüyle içine işlemiş tüm canlıların… İnsan kenti var ederken, kent de insanı beslemiş, var etmiş. Uludağ’ın eteğinde bir çizgi boyu büyümüş, doğanın el verdiğince büyütülmüş. Gelişirken çağlar boyu, insanı içine almış. Bir bebek (fetüs) misali, anaç bir tavırla geliştirmiş.

Yerleşirken,  yüzyıllarca kimse verimli ovaya dokunmamış. Öyle bir yerleşmiş ki topografyaya, her köşesi, her açısı ayrı bir mekan doğurmuş. Değişen ve dönüşen kentte, her dönem külliyeler el ele vererek büyüme halkaları oluşturmuş ve birbirine eklemlenmiş. Hem kent sağlıklı büyümüş yıllarca, hem de insanları öyle bir bağlamış ki birbirine, sayısız kişiyi, kültürü çekmiş kendine.

Doğada yapılaşan alanlara, doğa selam durmuş. Toprak ile bütünleşmiş, ağaç ile yükselmiş. Bir minare, ağaçlar ile bu kadar bütünleşebilir mi? Çevresindeki her dal, her kıvrım selam durmuş yapılara… Öylesine aşkla işlenmiş ki, her köşe, her taş buram buram kokar olmuş.

Bir yerleşim ki, toplumu dokumuş… Hani çok meşhur ‘kamusal’ kavramı var ya, onu biçimlendirmiş; her alanını kültürün yeşermesi için kullanmış. “Çok işlevli yapı” kavramını kendi içine öyle bir yerleştirmiş ki, tüm canlılara kapısız duvarsız ortak mekan olmuş alanlar. Sadece inancı beslememiş, kamuyu beslemiş imaretler. Ne ışığı, ne malzemeyi, ne de insanı sıkıştırmış sınırlar, etiketler. Koca bir imparatorluğu doğurmak kolay mı? Kolay sanmış, yıllar sonra gelenler.

Hanlarının her köşesi davetkar bir şekilde tasarlanmış. Rüzgarın taşı oyması gibi doğal, içten bir ölçek tutturmuş kemerler. İçten dışa büyümüş; ortasına ibadet yerini asilce almış. Eteklerini hafifçe kaldırıp da usulca dokunmuş mescid avluya. Her canlı geçişine, bakışına, ışığın yapraklardan süzülüp yansımasına, ağacın kokusuna saygı duymuş. Baharı buyur etmiş içeri. Böyle bir biçemde şekillenen insanların da hoşgörülü, bilgin olması kadar doğal bir sonuç olabilir mi? Büyülü bir nazar, gösterişli bir kent yaratmaz mı? Ve bu kadar işlenmiş bir toplumsal yapıya, her bakışa yer veren oylumlara, özgün niteliklere sevgi oluşmaz mı?

Çağlar boyu gelen dönemlik misafirler, bu işleyiş mirasını özümseyip bir adım daha ilerletir mi? Yoksa kolaya kaçar da, ovayı binalı, binayı saygısız, insanı hoşgörüsüz, kamuyu cansız, dönüşümü niteliksiz mi yapar? Hangisi daha kolay; anlamak mı anlamamak mı?

BURSA’DAKİ TARİHİ YAPILAŞMALAR

Bursa’nın, Akdeniz, Karadeniz ve İç Anadolu iklimlerinin karışımı olan, çok uygun ve verimli bir iklimi vardır.
Kentteki yıllık yağış ortalaması 725mm’dir.
Verimli topraklar üzerindeki bu iklim, eski çağlardan beri insan yerleşmelerine uygun bir ortam yaratmıştır.
Bursa kenti Strabon’a göre M.Ö. 6.yy. ortasında kurulmuş. Kimilerine göre de, daha geç, 3.yy’dan sonra Anibal’ın önerisiyle kurulmuş. Bugün bilinen en eski izler Hisar Mahallesindeki (kaledeki); Roma, Bithynia, Bizans dönemlerinin izleridir.
Bursa’ya gerçek önemini veren, Erken Osmanlı Dönemi yapıtlarıdır. Bu yapıtlar fiziksel özelliklerinin ötesinde yepyeni bir kültür-yaşama biçimi bireşiminin ilk aşamaları olmalarıyla da önemlidir. Osmanlılar, 1326 da Bursa’yı alıp, hemen o yıl yapılarını kurmaya başlamışlardır. Bu ilk dönem, imparatorluğun örgütlenme süresi sayılır. Bu sürede Osmanlılar, yaşama ve yönetim biçimini, kurumlarını belirlemekle ve tanımlamakla uğraşmışlardır. Bunlar yeni bir bireşimin (sentezin) tanımlarıdır. Bu tanımlardan yepyeni yapı izlencelerinin gerektirdiği yeni çözümler, yeni yapılar gerçekleştirilmiştir. Bu yapıtlar, İstanbul’da görülen olgunluk çağının klasik Osmanlı yapıtlarının başlangıçlarıdır.
Bu örgütlenme döneminde yapılan yapıların, çağlarına göre, en önemli ve ortak yönleri kamu yararına ya da doğrudan kamu yapıları olmalarıdır. Yeni yönetim, kendini halka, gösteriş yapıları ile değil, onlara hizmet getirerek kanıtlamağa çalışmaktadır.
Bursa Osmanlı yapıtlarını incelerken bu sosyal ve kültürel olgunun da göz önünde bulundurulması gerekir.

ÇOK İŞLEVLİ YAPILAR: SOSYAL-KÜLTÜREL ÖZEKLER, “ZAVİYELİ CAMİ”LER, ORHAN CAMİSİ

14.yy Osmanlı mimarlığı kimi yapı türleri yaratmıştır. Bunların başında, gerçekte birer sosyal-kültürel özek (merkez) olan çok işlevli yapı türü gelir. Bu tür yapılara “Zaviyeli Cami” denilegelmiştir. Oysa bunlar bir oylumları namaz kılma yeri olarak kullanılsada, kent konuklarının ağırlanma yeri, “kadı”nın iş yeri, ayanın-eşrafın  toplanma yeri, okul gibi işlevleri de gören yapılardır.
Toplumun yeniden düzenlenmekte olan sosyal örgütlenmesini yansıtırlar.
Bu yapılar baş aşağı duran “T”ye benzeyen plan düzenlemesinden ötürü, uzmanlık dilinde “ters T” tasarlı yapılar olarak isimlendirilirler.
Bu tür yapılarda özel bir bölümde kadı görev yapardı. Konukevi (tabhane) bölümünde, örneğin kente gelen bilginler ağırlanırdı. Onlara burada konuşmalar, söyleşiler yaptırılır, dersler verdirilirdi.
Üstü en yüksek kubbeyle örtülü, şadırvanla ve çatı feneri ile (ışık almak için) belirlenen orta bölüm çok amaçlı oylumdur. Burada ders, söyleşi, konuşma yapılır, namaz da kılınırdı. Buradan ayakkabılar çıkarılarak örneğin iki basamakla kadının çalıştığı bölüme geçilirdi. Buranın karşı bölümünde de ayan (yörenin ileri gelenleri) toplanırdı.
Kısacası bu tür yapılar bir bakıma toplum yönetiminin özekleridir. Bu yapıların çevresi konutlardır. Kent büyüdükçe yeni bir sosyal kültürel özek yapılmıştır. Böylece herkes yürüyüş uzaklığında bir özeğe ulaşabilmiştir. Her yeni özek de bu yapılar gelişmiştir. Hüdavendigar’da okul ikinci kattadır. Hüdavendigar’da okul ikinci kattadır. Oysa Muradiye’de Yeşil’de ayrı birer yapıdır.
Bursa Orhan İmareti
Bursa Orhan İmareti

BURSA ULU CAMİSİ

Bursa Ulu Camisi, Batı Anadolu’nun en olgun Ulu Camisidir. Yapıyı, Yıldırım Beyazıd (1396-1399) yaptırmıştır.
Biçem olarak Selçuklu yapı geleneğini sürdürür. Ancak Selçuklularda bunca geniş alana yayılmış cami yoktur. Yapının yapım yılını öğrenebildiğimiz sağlıklı kanıt, ahşap minberdir. Burada Murad Han oğlu Beyazıd Han tarafından 1399 yılında yaptırıldığı yazılıdır.

Ulu Caminin bir başka özelliği, İslami geçmişimizde ilk kez görülen 2 kapılı, iki yollu minaresidir. Bu biçim daha sonra 3 yollu olarak Edirne Üç Şerefeli Camisinde uygulanmıştır. Yapının bir başka özelliği kolay dağılımı sağlayan yan kapılardır.

Bursa Ulu Cami Planı
Bursa Ulu Cami Planı

HÜDAVENDİGAR KÜLLİYESİ

I. Murad’ın yaptırdığı külliyenin yapımına 1340’da başlanmıştır.
Üst kattaki medrese odalarıyla 2 katlı ana yapı, külliyenin en ilginç yapısıdır. Bu plan çözümü Osmanlı mimarlığında bir daha hiç kullanılmamış, tek örnek olarak kalmıştır. Yapıda Bizans yapılarından toplanmış sütunlar (dizekler), sütun başlıkları, söveler kullanılmıştır.
Türbeyi, Yıldırım Beyazıd yaptırmıştır. İmaret yapısı da 1906 yılında gördüğü onarımla değişikliğe uğratılmıştır.

Bursa Hüdavendigar Külliyesi
Bursa Hüdavendigar Külliyesi

MURADİYE KÜLLİYESİ

II.Murad, 1425-26 yılları arasında yaptırmıştır. Kubbeli iki kanattan oluşan tasarıyla çok işlevli sosyal-kültürel yapılar kümesine giren yapıtın, kuzey cephesinin her iki köşesinde birer konuk oylumu (tabhane) odası yer alır.
Medrese, ana yapının sağ yanındadır. Bugün Verem Savaş Dispanseri olarak kullanılmaktadır. Külliyeye çeşitli dönemlerde çok sayıda türbe eklenmiştir.

Bursa Muradiye Külliyesi
Bursa Muradiye Külliyesi

YEŞİL KÜLLİYE

Bursa’da Çelebi Sultan Mehmed’in 1419-1424 yılları arasında Hacı İvez Paşa’ya yaptırdığı yapılar topluluğu, Osmanlı mimarlığının en ünlü ve en önemli yapıtlarından biridir. Bir varsayıma göre Sultan’ın geldiğinde kalması için düşünülen bir özel daire ile ocaklı konuk (tabhane) odaları, kubbeyle örtülü havuzlu bir orta sofa çevresinde 3 eyvandan meydana gelen bu yapıda, 13. Yy. Anadolu medreselerinde beşik tonozla örtülü olarak gördüğümüz eyvanlar, kubbe ile örtülmüştür. Örtünün egemen ögesi olarak kubbe kullanılması, orta oylumun çevresindeki eyvan alanlarının kare oylumlar oluşan bir düzeni egemen kılmıştır.
Yapı bu özelliklerinin yanı sıra yapım yöntemi alanlarında da, sanat alanında da üstün düzeye ulaşmıştır. Yarım kalmış mermer kaplı girişte, eskinin Taçkapı geleneği sürmektedir. Burada dinamik desenli bir “rumi” süsleme vardır. Yapının çini duvar kaplamaları ve çini kaplı mihrap, teknik açıdan yüksek düzeye tanıklık ederler.

Bursa Yeşil Külliye
Bursa Yeşil Külliye

HANLAR BÖLGESİ
HAN – ÇARŞI

Bursa, Osmanlı Devleti’nin önemli tecim özeklerinden biriydi. Bursa hanları XIV. Ve XV. yy.larda yapılmıştır.
Tecim (ticaret) amacıyla kurulan bu hanlar, genelde iki katlıdır. Odalar üst kattadır. Alt katları depodur. Odalar avlu çevresindeki revaklı geçitlere açılır. Gelişmiş
hanlarda ayrıca ahır da bulunur (Koza Han’ında olduğu gibi). Çoğu kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Kimilerinde, avlu ortasında köşk mescitler vardır.

Bursa Hanlar Bölgesi
Bursa Hanlar Bölgesi

Son yıllardaki yapılaşmalara baktığımızda, yıllardır kentte birikmiş olan kültür, tarih, coğrafya ve mimari birlikteliklerindeki derinliği görebiliyor muyuz?

Toki'nin Bursa Kentine Tokatı, Fotoğraf: Erdal Yavuzak
Toki’nin Bursa Kentine Tokatı, Fotoğraf: Erdal Yavuzak

Kentin yüzyıllardır türettiği bunca güzelliği yaşayıp da hissedince, inanın ki anlamak ve sürdürmek çok daha kolay… Hep sevgiyle, hep yeşil kal Bursa…

Bursa’daki Tarihi Yapılaşmalar/ Çizimler ve Bilgiler: Cengiz Bektaş, Mimarlık İşliği arşivinden

Fotoğraflar: Merve Akdağ Öner

* Kaynaklar belirtilerek paylaşılabilir.


[one_half] [align type=”left”]merveakdagoner[/align] Yazan; Merve Akdağ Öner
İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü Mezunu, Şehrine Ses Ver Kurucusu