Kategoriler
atölye kent

bomontiada Keşif ve İnfografik Atölyesi Süreci

bomontiada keşif ve infografik atölyesi, 4 Haziran cumartesi günü başladı. Başvurulardan seçilen 4 ekip ile başlayan çalışmalarda tanışma ve çalışma etiği anlatıldıktan sonra, katılımcılar atölyeden beklediklerini dile getirdiler. Disiplinlerarası etkileşim, tasarım ve iletişim yöntemleri ile kamuya yararlı ortak bir iş üretmek ilk sıralardaki beklentiler oldu. 4 farklı üniversiteden, 9 farklı bölümden, 50% öğrenci 50% mezun olan katılımcılar, yürütücü ekip ile atölye ortamını beslediler.

Bomonti’nin geçmişten günümüze köklerini araştırmak için seçilen beş konu; yapısal dönüşüm, sanayi, kamusal alanlar, rotalar ve potansiyel kesişim alanları olarak belirlendi. Konular hakkında yapılan sunuşlarla alanın farklı yönleri, değişimleri ve dönüşümleri tartışıldı.

 

Ekiplerle ilk haftasonu çalışmasında veri analizleri, infografik ve iletişim stratejileri ile Bomonti tarihi, dönüşümler ve kültürel kimlikleri ile ilgili bilgiler paylaşıldı. Bomonti’nin ilk sanayi fabrikaları süreci, 1973 köprü inşaatı süreci ve Bomonti tüneli sonrasındaki dönüşümleri ele alındı. Alanın kent içi küçük sanayi kimliği ile yıllarca İstanbul’un merkez noktalarından birinde olması sosyal yapıları ile birlikte ele alındı. Kentsel tasarımın toplumsal ilişkileri de tasarladığı, alanın coğrafi potansiyellerinin sanayi hafızasındaki yeri değerlendirildi.

Ekipler ilgi duydukları konulara yönelerek bu konularda detaylı çalışmalara başladılar.

bomonti_1 (5)

9.20 EKİBİ : Gamze Yaşar, Ferhat Akbaba, Alperen Bal

Yürütülen atölye kapsamında İstanbul’un eski sanayi yerleşimlerinden biri olan Bomonti bölgesini ele alıyoruz. Biz de grup 9.20 olarak bu çalışmaya “Yapı” kategorisinde katkı sunmaya çalışıyoruz. Bomonti, İstanbul’un tam merkezinde yer alan, bunun dışında da kendine has pek çok özellik barındıran özgün bir alan. Gerek sınıfsal, gerekse demografik yapısıyla da ilgi çekici. Şimdi ise yeniden önemli bir değişim ve dönüşüm sürecinin içinde.
Atölye bu noktada bu dönüşümü ve niteliğini incelemek açısından önemli bir yerde duruyor. Biz de bölgenin mevcut ve muhtemel dönüşümünü incelerken,hem geçmişten günümüze bölgedeki yapıların fonksiyonel değişimlerine odaklanıyor, hem de yapıların mevcut durumlarını kategorilere ayırıyoruz. Bu noktada günümüzdeki değişimin “ikonları” haline gelebilecek “Hilton, Anthill, MSGSÜ, Bomonti bira fabrikası” gibi kendi içinde de kategorilendirilebilecek binaları detaylıca inceleyerek bu dönüşüm hakkında fikir sahibi olmaya çalışıyoruz. Ayrıca bölgedeki gecekondular, metruk yapılar, hala işleyen sanayi binaları ile bu yeni durumun ikonlarının ilişkisini de inceleyerek Bomonti’de gerçekleşen dönüşümün mahalleye yansımalarının izini sürüyoruz. Günümüzdeki öneminin yanı sıra geçmişi de hayli önemli olan ve bugün pek çok yenilikle birlikte, pek çok kontrasta, çarpıklığa sahip olan bu bölgenin geçmişine ve geleceğine ilişkin çalışma yapmanın atölyenin başından bu yana bizi oldukça heyecanlandırdığını söylemek mümkün.

bomonti_1 (8)
İZ EKİBİ : Ezgi Güler, Anıl Emmiler, Gözde Karahan

İz grubunda, iki şehir plancı ve bir iletişim tasarımcısıyız. Atölye öncesinde üçümüz de Bomonti’ye dair farklı noktalardan küçük detaylar biliyorduk. Bomonti’yi keşfetmek ve bu süreçte tarihi boyunca yaşadığı değişimlerin izini sürmek çalışmamızın temelini oluşturdu. Grup ismimiz bu şekilde ortaya çıktı. Projenin ilk başında bölgede yaşanan dönüşümü ele almaya karar verdik. Dönüşümü incelemek ise bizi değişen değerler, oluşan veya daha da belirginleşen sınırlar ve tüm bunların ortasında bölgesel odaklara götürdü. Bomonti konumu nedeniyle doğal, fiziksel ve sosyal açıdan çok fazla bileşeni ve sınırlayıcıyı barındıran bir mahalle.Tarihsel süreçte, Bomonti’de değişen bağlantıları, kesişim noktalarını, açık ve yeşil alanları ve yapıların sokaklarda yaratttığı etkileri (yükseklikler, sokak genişlikleri, yapısal etkenler vb.) inceleyerek sokaktaki hikayelerin izlerini sürmeye başladık. Çalışma alanı ve yakın çevresinde 5 bölge olduğunu farkettik. Bomonti içerisinde hareket etmek, çevre ile iletişime geçmek için çok kullanılan sokak sayısı da 5 olunca proje adımız da “Beşi bir yerde” oluverdi. Projede, Bomonti’nin 5 farklı sokağının hikayesinin izlerini bulmayı hedefledik.

bomonti_1 (4)

YOL YOK EKİBİ : Burcu Akbaba, Başak Nur Vanlıoğlu, Melih Fırat Ayaz

 

Planlama, sosyoloji ve grafik tasarım öğrencilerinden oluşan bir grup olarak, bize, kentsel mekanı anlamayı ve anladığımızı infografik yöntemiyle yalın, basit bir şekilde insanlara aktarmayı öğrenme imkanı sunan böyle bir atölye çalışmasında yer aldığımız için oldukça mutluyuz. Farklı kültürlerin bir arada yaşadığı ve İstanbul’un en önemli endüstriyel miras yapılarından biri olan Bomonti Bira Fabrikası’na ev sahipliği yapan ve Bomonti semtini konu alan bir çalışma bizi çok heyecanlandırdı.

Grup olarak, Bomonti’de 20. yüzyılın ikinci yarısından bu yana süren dönüşümünün sosyo-mekansal boyutunu inceleme alanı olarak seçtik. Bu kapsamda, tarihsel anlamda semtin karakterini oluşturan iki önemli demografik unsur olarak etnik yapı ve işçi sınıfını ele aldık. Bu iki demografik unsuru, mekansal ölçekte yarattığı etkiler (fabrikalar, işçi konutları, kiliseler vb.) üzerinden değerlendirdik. 80’li yıllarda küresel ölçekte yaşanan iktisadi dönüşümlerle paralel bir şekilde Bomonti’de sanayi üretiminin yerini hizmetler sektörüne bırakmasının mekansal ölçekte ve semte yeni dahil olan kesimlerin de sosyal yapıda yarattığı dönüşümü ele aldık. Semt sakinlerinin yanı sıra Bulgar, Gürcü, Fransız Katolik, Rum ve Ermeni kiliseleriyle görüştük, semtin tarihsel serüvenini onlardan dinledik, günümüzdeki dönüşüm süreci hakkında değerlendirmelerini aldık.

Bu sürecin sonunda, tarihsel anlamda Bomonti’deki farklı demografik öğelerin kentsel mekana etkilerini ve sonrasında yaşanan sosyo-mekansal dönüşümün Bomonti’ye etkisini aktaracak olan keyifli bir infografik çalışmasına imza atmayı hedefliyoruz.

bomonti_1 (3)

AKS EKİBİ : Melike Üresin, Elif Kadayıf, Enes Emin Bahadır

İlk gün Bomonti Bira Fabrikası’nda atölyede buluştuk. Atölye çalışmasına tanışarak başladık. Herkesin farklı disiplinlerden olması hepimizi heyecanlandırmıştı. Gruplar belirlendi. Biz üç kişi; endüstriyel tasarımcı, şehir plancısı ve peyzaj mimarı olarak bir grup olduk. Atölyedeki konu başlıklarıyla ilgili bilgilendirildik. Yürütücülerimiz; veri kavramları, analizi ve infografikle ilgili bir sunum yaptılar. Daha sonra Bomonti bölgesi ve Bomontiada oluşumunu gözlemlemek için alan gezisi yaptık. Atölyeye dönüp Bomonti bölgesinin ve bu alandaki dönüşümün süreciyle ilgili bilgi alıp, tüm ekip aramızda tartıştık. Daha sonra grup olarak toplandık ve Bomonti bölgesindeki gözlemlerimizi paylaşırken konu başlığı olarak rotaları incelemeye karar verdik. Alt başlığımız da kullanıcı profillerini incelemekti. Atölyedeki yürütücülerimizin daha önce yapılan kentsel atölyelerle ilgili sunumlarından sonra, konumuz daha da belirginleşti. Bomonti bölgesinde yaşayan ya da bölgeye dışarıdan katılan kullanıcı profilini araştırıp, farklı yaş grubu, meslek grubu ya da sosyo-ekonomik duruma göre hangi rotalar kullanılıyor ya da kullanılmıyor, hangi sokaklarda insanların yolları kesişiyor ya da hiç kesişmiyor bunu gözlemlemek için sokağa çıkacaktık, insanlarla konuşacaktık. Bunun için de ilk olarak bölgedeki odak noktalarını belirledik. Üç araştırma metodu geliştirdik; ilki, kullanıcı profili anketiydi, bu anket bizim kullanıcıları alt baslıklar altında kategorize etmemize yardımcı olacaktı. İkincisi, elimize aldığımız haritalara kullanıcıların kullandıkları rotaları çizdirmekti. Sonuncusu ise Bomonti içinde adres tarif edilirken hangi yapı ya da noktalar referans noktası olarak algılanıyor bunu analiz etmekti. Elde edeceğimiz bütün veriler bizi kentsel dönüşüm ve organik yapılaşma sonrası oluşan rota ve referans noktalarına götürecekti. Grup ismimizi de rota ve izlenen yol kavramlarıyla ilişkili olan “aks” olarak kararlaştırdık ve grup logomuzu tasarladık.

Sokağa çıkmadan önce bu kadar çok hikaye duymayı beklemiyorduk, ilk durağımız olan Bomonti antika pazarında tezgah açanlar ve alışverişe gelenlerle sohbet şeklinde hikayelerini dinledik. Çok keyifliydi, farklı profilden insanlarla konuşma imkanı bulduk. Bu çalışmamız haftasonu Bomonti kullanıcı profilinin gözlemiydi. Hafta içi de Bomonti’nin farklı kısımlarına gidip anket ve rota çalışmalarımızı yaptık, gezimiz sırasında bira fabrikasının eski bir çalışanına, rezidans sakinine, evinin kapısının önünde örgüsünü ören gecekondu sahibine ve pazara alışverişe gelen bir mimar gibi çok farklı profilden insanlara rastladık. Veri topladıkça zihin haritalarımızı çizdik.

Yaptığımız çalışmayı infografik bir dille aktardıktan sonra, Bomonti bölgesindeki kentsel dönüşümün yarattığı rotalar ve rotaların arkasındaki hikayeleri, sahipleriyle birlikte açıklayan toplu bir veri aktarımı sağlayabileceğimize inanıyoruz. Sadece gönüllülerle dolu bir atölyede çalışmak ve civardaki insanlarla iletişime geçmek, onların değerli hikayelerini dinlemek çok keyifliydi!

Atölye yürütücü ekibi Merve Akdağ Öner, Kemal Şahin ve Ersan Avcı ile katılımcı ekipler, hafta boyu sürecek çalışmalardan sonra 11 Haziran Cumartesi saat 17.00da açık atölye forumunda konuları tartışmaya açacaklar. İlgili herkes bomontiada’da yapılacak açık foruma katılabilir.

 

Kategoriler
gezi şehir

TOPLUMU VE DOĞAYI İLMEK İLMEK DOKUMUŞ BİR KENT; BURSA

bursa_sehrinesesver (7)

Katman katman, oylum oylum bir kent, Bursa. Bir imparatorluğu var etmiş, nefes vermiş. Sevgiyle, saygıyla ve hoşgörüyle içine işlemiş tüm canlıların… İnsan kenti var ederken, kent de insanı beslemiş, var etmiş. Uludağ’ın eteğinde bir çizgi boyu büyümüş, doğanın el verdiğince büyütülmüş. Gelişirken çağlar boyu, insanı içine almış. Bir bebek (fetüs) misali, anaç bir tavırla geliştirmiş.

Yerleşirken,  yüzyıllarca kimse verimli ovaya dokunmamış. Öyle bir yerleşmiş ki topografyaya, her köşesi, her açısı ayrı bir mekan doğurmuş. Değişen ve dönüşen kentte, her dönem külliyeler el ele vererek büyüme halkaları oluşturmuş ve birbirine eklemlenmiş. Hem kent sağlıklı büyümüş yıllarca, hem de insanları öyle bir bağlamış ki birbirine, sayısız kişiyi, kültürü çekmiş kendine.

Doğada yapılaşan alanlara, doğa selam durmuş. Toprak ile bütünleşmiş, ağaç ile yükselmiş. Bir minare, ağaçlar ile bu kadar bütünleşebilir mi? Çevresindeki her dal, her kıvrım selam durmuş yapılara… Öylesine aşkla işlenmiş ki, her köşe, her taş buram buram kokar olmuş.

Bir yerleşim ki, toplumu dokumuş… Hani çok meşhur ‘kamusal’ kavramı var ya, onu biçimlendirmiş; her alanını kültürün yeşermesi için kullanmış. “Çok işlevli yapı” kavramını kendi içine öyle bir yerleştirmiş ki, tüm canlılara kapısız duvarsız ortak mekan olmuş alanlar. Sadece inancı beslememiş, kamuyu beslemiş imaretler. Ne ışığı, ne malzemeyi, ne de insanı sıkıştırmış sınırlar, etiketler. Koca bir imparatorluğu doğurmak kolay mı? Kolay sanmış, yıllar sonra gelenler.

Hanlarının her köşesi davetkar bir şekilde tasarlanmış. Rüzgarın taşı oyması gibi doğal, içten bir ölçek tutturmuş kemerler. İçten dışa büyümüş; ortasına ibadet yerini asilce almış. Eteklerini hafifçe kaldırıp da usulca dokunmuş mescid avluya. Her canlı geçişine, bakışına, ışığın yapraklardan süzülüp yansımasına, ağacın kokusuna saygı duymuş. Baharı buyur etmiş içeri. Böyle bir biçemde şekillenen insanların da hoşgörülü, bilgin olması kadar doğal bir sonuç olabilir mi? Büyülü bir nazar, gösterişli bir kent yaratmaz mı? Ve bu kadar işlenmiş bir toplumsal yapıya, her bakışa yer veren oylumlara, özgün niteliklere sevgi oluşmaz mı?

Çağlar boyu gelen dönemlik misafirler, bu işleyiş mirasını özümseyip bir adım daha ilerletir mi? Yoksa kolaya kaçar da, ovayı binalı, binayı saygısız, insanı hoşgörüsüz, kamuyu cansız, dönüşümü niteliksiz mi yapar? Hangisi daha kolay; anlamak mı anlamamak mı?

BURSA’DAKİ TARİHİ YAPILAŞMALAR

Bursa’nın, Akdeniz, Karadeniz ve İç Anadolu iklimlerinin karışımı olan, çok uygun ve verimli bir iklimi vardır.
Kentteki yıllık yağış ortalaması 725mm’dir.
Verimli topraklar üzerindeki bu iklim, eski çağlardan beri insan yerleşmelerine uygun bir ortam yaratmıştır.
Bursa kenti Strabon’a göre M.Ö. 6.yy. ortasında kurulmuş. Kimilerine göre de, daha geç, 3.yy’dan sonra Anibal’ın önerisiyle kurulmuş. Bugün bilinen en eski izler Hisar Mahallesindeki (kaledeki); Roma, Bithynia, Bizans dönemlerinin izleridir.
Bursa’ya gerçek önemini veren, Erken Osmanlı Dönemi yapıtlarıdır. Bu yapıtlar fiziksel özelliklerinin ötesinde yepyeni bir kültür-yaşama biçimi bireşiminin ilk aşamaları olmalarıyla da önemlidir. Osmanlılar, 1326 da Bursa’yı alıp, hemen o yıl yapılarını kurmaya başlamışlardır. Bu ilk dönem, imparatorluğun örgütlenme süresi sayılır. Bu sürede Osmanlılar, yaşama ve yönetim biçimini, kurumlarını belirlemekle ve tanımlamakla uğraşmışlardır. Bunlar yeni bir bireşimin (sentezin) tanımlarıdır. Bu tanımlardan yepyeni yapı izlencelerinin gerektirdiği yeni çözümler, yeni yapılar gerçekleştirilmiştir. Bu yapıtlar, İstanbul’da görülen olgunluk çağının klasik Osmanlı yapıtlarının başlangıçlarıdır.
Bu örgütlenme döneminde yapılan yapıların, çağlarına göre, en önemli ve ortak yönleri kamu yararına ya da doğrudan kamu yapıları olmalarıdır. Yeni yönetim, kendini halka, gösteriş yapıları ile değil, onlara hizmet getirerek kanıtlamağa çalışmaktadır.
Bursa Osmanlı yapıtlarını incelerken bu sosyal ve kültürel olgunun da göz önünde bulundurulması gerekir.

ÇOK İŞLEVLİ YAPILAR: SOSYAL-KÜLTÜREL ÖZEKLER, “ZAVİYELİ CAMİ”LER, ORHAN CAMİSİ

14.yy Osmanlı mimarlığı kimi yapı türleri yaratmıştır. Bunların başında, gerçekte birer sosyal-kültürel özek (merkez) olan çok işlevli yapı türü gelir. Bu tür yapılara “Zaviyeli Cami” denilegelmiştir. Oysa bunlar bir oylumları namaz kılma yeri olarak kullanılsada, kent konuklarının ağırlanma yeri, “kadı”nın iş yeri, ayanın-eşrafın  toplanma yeri, okul gibi işlevleri de gören yapılardır.
Toplumun yeniden düzenlenmekte olan sosyal örgütlenmesini yansıtırlar.
Bu yapılar baş aşağı duran “T”ye benzeyen plan düzenlemesinden ötürü, uzmanlık dilinde “ters T” tasarlı yapılar olarak isimlendirilirler.
Bu tür yapılarda özel bir bölümde kadı görev yapardı. Konukevi (tabhane) bölümünde, örneğin kente gelen bilginler ağırlanırdı. Onlara burada konuşmalar, söyleşiler yaptırılır, dersler verdirilirdi.
Üstü en yüksek kubbeyle örtülü, şadırvanla ve çatı feneri ile (ışık almak için) belirlenen orta bölüm çok amaçlı oylumdur. Burada ders, söyleşi, konuşma yapılır, namaz da kılınırdı. Buradan ayakkabılar çıkarılarak örneğin iki basamakla kadının çalıştığı bölüme geçilirdi. Buranın karşı bölümünde de ayan (yörenin ileri gelenleri) toplanırdı.
Kısacası bu tür yapılar bir bakıma toplum yönetiminin özekleridir. Bu yapıların çevresi konutlardır. Kent büyüdükçe yeni bir sosyal kültürel özek yapılmıştır. Böylece herkes yürüyüş uzaklığında bir özeğe ulaşabilmiştir. Her yeni özek de bu yapılar gelişmiştir. Hüdavendigar’da okul ikinci kattadır. Hüdavendigar’da okul ikinci kattadır. Oysa Muradiye’de Yeşil’de ayrı birer yapıdır.
Bursa Orhan İmareti
Bursa Orhan İmareti

BURSA ULU CAMİSİ

Bursa Ulu Camisi, Batı Anadolu’nun en olgun Ulu Camisidir. Yapıyı, Yıldırım Beyazıd (1396-1399) yaptırmıştır.
Biçem olarak Selçuklu yapı geleneğini sürdürür. Ancak Selçuklularda bunca geniş alana yayılmış cami yoktur. Yapının yapım yılını öğrenebildiğimiz sağlıklı kanıt, ahşap minberdir. Burada Murad Han oğlu Beyazıd Han tarafından 1399 yılında yaptırıldığı yazılıdır.

Ulu Caminin bir başka özelliği, İslami geçmişimizde ilk kez görülen 2 kapılı, iki yollu minaresidir. Bu biçim daha sonra 3 yollu olarak Edirne Üç Şerefeli Camisinde uygulanmıştır. Yapının bir başka özelliği kolay dağılımı sağlayan yan kapılardır.

Bursa Ulu Cami Planı
Bursa Ulu Cami Planı

HÜDAVENDİGAR KÜLLİYESİ

I. Murad’ın yaptırdığı külliyenin yapımına 1340’da başlanmıştır.
Üst kattaki medrese odalarıyla 2 katlı ana yapı, külliyenin en ilginç yapısıdır. Bu plan çözümü Osmanlı mimarlığında bir daha hiç kullanılmamış, tek örnek olarak kalmıştır. Yapıda Bizans yapılarından toplanmış sütunlar (dizekler), sütun başlıkları, söveler kullanılmıştır.
Türbeyi, Yıldırım Beyazıd yaptırmıştır. İmaret yapısı da 1906 yılında gördüğü onarımla değişikliğe uğratılmıştır.

Bursa Hüdavendigar Külliyesi
Bursa Hüdavendigar Külliyesi

MURADİYE KÜLLİYESİ

II.Murad, 1425-26 yılları arasında yaptırmıştır. Kubbeli iki kanattan oluşan tasarıyla çok işlevli sosyal-kültürel yapılar kümesine giren yapıtın, kuzey cephesinin her iki köşesinde birer konuk oylumu (tabhane) odası yer alır.
Medrese, ana yapının sağ yanındadır. Bugün Verem Savaş Dispanseri olarak kullanılmaktadır. Külliyeye çeşitli dönemlerde çok sayıda türbe eklenmiştir.

Bursa Muradiye Külliyesi
Bursa Muradiye Külliyesi

YEŞİL KÜLLİYE

Bursa’da Çelebi Sultan Mehmed’in 1419-1424 yılları arasında Hacı İvez Paşa’ya yaptırdığı yapılar topluluğu, Osmanlı mimarlığının en ünlü ve en önemli yapıtlarından biridir. Bir varsayıma göre Sultan’ın geldiğinde kalması için düşünülen bir özel daire ile ocaklı konuk (tabhane) odaları, kubbeyle örtülü havuzlu bir orta sofa çevresinde 3 eyvandan meydana gelen bu yapıda, 13. Yy. Anadolu medreselerinde beşik tonozla örtülü olarak gördüğümüz eyvanlar, kubbe ile örtülmüştür. Örtünün egemen ögesi olarak kubbe kullanılması, orta oylumun çevresindeki eyvan alanlarının kare oylumlar oluşan bir düzeni egemen kılmıştır.
Yapı bu özelliklerinin yanı sıra yapım yöntemi alanlarında da, sanat alanında da üstün düzeye ulaşmıştır. Yarım kalmış mermer kaplı girişte, eskinin Taçkapı geleneği sürmektedir. Burada dinamik desenli bir “rumi” süsleme vardır. Yapının çini duvar kaplamaları ve çini kaplı mihrap, teknik açıdan yüksek düzeye tanıklık ederler.

Bursa Yeşil Külliye
Bursa Yeşil Külliye

HANLAR BÖLGESİ
HAN – ÇARŞI

Bursa, Osmanlı Devleti’nin önemli tecim özeklerinden biriydi. Bursa hanları XIV. Ve XV. yy.larda yapılmıştır.
Tecim (ticaret) amacıyla kurulan bu hanlar, genelde iki katlıdır. Odalar üst kattadır. Alt katları depodur. Odalar avlu çevresindeki revaklı geçitlere açılır. Gelişmiş
hanlarda ayrıca ahır da bulunur (Koza Han’ında olduğu gibi). Çoğu kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Kimilerinde, avlu ortasında köşk mescitler vardır.

Bursa Hanlar Bölgesi
Bursa Hanlar Bölgesi

Son yıllardaki yapılaşmalara baktığımızda, yıllardır kentte birikmiş olan kültür, tarih, coğrafya ve mimari birlikteliklerindeki derinliği görebiliyor muyuz?

Toki'nin Bursa Kentine Tokatı, Fotoğraf: Erdal Yavuzak
Toki’nin Bursa Kentine Tokatı, Fotoğraf: Erdal Yavuzak

Kentin yüzyıllardır türettiği bunca güzelliği yaşayıp da hissedince, inanın ki anlamak ve sürdürmek çok daha kolay… Hep sevgiyle, hep yeşil kal Bursa…

Bursa’daki Tarihi Yapılaşmalar/ Çizimler ve Bilgiler: Cengiz Bektaş, Mimarlık İşliği arşivinden

Fotoğraflar: Merve Akdağ Öner

* Kaynaklar belirtilerek paylaşılabilir.


[one_half] [align type=”left”]merveakdagoner[/align] Yazan; Merve Akdağ Öner
İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü Mezunu, Şehrine Ses Ver Kurucusu